"road number one" izlemeyi yeni bitirdim ve gözümden akan iki damla yaş eşliğinde delice yazmak istedim. hayat garip mi acımasız mı güzel mi çözemedim bu içimde kalan hissiyatla...yıllar bu kadar mı çok şeyi alıp götürmeli insandan? zaman bu kadar mı acımasız olmalı? biz bu kadar mı kölesi olmak zorundayız saniyelerin? sevmek, sevdiğinle olmak, onu öpmek, ona sarılmak...ya da zaferler kazanmak, bir şeyler başarmak... bu kadar mı zamana yenik düşmeli, bu kadar mı "zaman" geçtikçe anlamını yitirmeli? gençliği kişiye bu kadar mı ihanet etmeli?..
"an"ı yaşamalı insan, evet, ama o "an" lar "anı" olarak kalacaksa eğer, "an" ı yaşamak bunun neresinde? garip, değil mi? zaman tünelinin bir geçidindeyiz biz sadece ve yol devam ediyor bize aldırmadan. bu noktada aklıma gelen en güzel şarkının sözlerini de paylaşırsam herhalde hissettiklerimi daha çok anlatacak...
Hatırlıyor musun kim olduğunu
Hala hissedebiliyor musun
Ne zamandır farkında mısın yokluğunun
Arasan bulur musun kaybolduğun yerleri
Gündüzün geçtiğini farketmedin bile
Anılar sinemasından bir bilet almışsın bu gece
Ömrün küsmek ve pişmanlıkla geçip gidiyor
Bak hala aynı soruyu soruyorsun kendine
Bazen kendi gölgene basar sen delersin ıssız sokaklarda
Bir karayel eser üşütür yalnızlığını yüzüne vurur
Çıkar gelir pişmanlıklar en zayıf anında
Boğazında yıllanır bir düğüm
Umrunda mı zamanın senin küskünlüğün ???????
evet, sanırım "zaman" la çok büyük bir sorunum var benim:) çünkü o kadar acımasızca hızlı akıp gidiyor ki... korkuyorum "zaman"ın kalleşliğinden.


