İnsan insanın kadrini bilmezmiş meğer
Birimiz gülsek, ağlıyor onumuz
Bizden kara değilmiş geceler
Bari karanlık olmasaydı sonumuz
ne güzel yazarsın sen değerli Oğuzcan!
"bari karanlık olmasaydı sonumuz" değil mi ya... insan çabalamak ister. doğasında vardır bu. başarmak, çırpınmak, yaşamak ister- anne karnından itibaren daha-. çünkü bu çırpınışın ucunda bir "şey" vardır. "yokluk" insana göre değildir, "var" a inanmak ister insan hep bu nedenden. karanlık bir kuyudaysa var olan ışığa ulaşmak için , bir gizemi çözüyorsa ipin ucunu bulmak için, kördüğüm bir aşktaysa izleri de kalsa ilk haline döndürmek için, okuyorsa bitirmek için, arıyorsa bulmak için, yürüyorsa ulaşmak için çabalar insan.
ama yaşarken ölmek için çabalanır mı hiç?
bir bataklığa mı battık? kurtulmak için daha da çabalarız ışığı kaybetmemek uğruna. feri sönerse çünkü dünyanın, bittiğinin resmidir artık. yaşamak da bunun gibi... çırpınıp dururken hayat batağında, dünyaya ışığımızı saçmak isteriz. ne yalan ! ışığını saçanlar yitip gitmemiş, hep varlarmış gibi...
pervane ile mumun hikayesidir beni tasavvufta en çok etkileyen... ışığa aşkın hikayesidir yani. pervane böceği ışığa aşıktır , mum da ışıktır ya... pervane sevdiğinin etrafında döner durur ya kavuşmak için ışığına... deli sevdalıdır ya pervane mumun ışığına; kavuşmak için can atar ya sevdalısına... yaklaştıkça sevdiğine canı yansa, kanatları acısa da sevdiğine kavuşmak için sonunda kapaklanır ya sevdiğinin ışığına... o zaman anlar hani aslında ışık değil, ateştir sevdiği... yakar, kavurur, kül eder pervaneyi. sevseydi ışık da pervaneyi yakar mıydı onu hiç tam kavuştuğu anda? mum bedendir ya o ışığa; pervaneden sonra kahrolur ruhunun onu yakmasına. ruhu yanarken o da acı çekmektedir aslında. ve mumun kaderi de kendi gözyaşlarının içinde boğulmaktır ya sonunda...
bizim ışığımız cennet ise eğer ve ona ulaşmak için çabalıyorsak ya yanarsak biz de pervane misali... pervane yanarken mutlu muydu acaba mumun ışığında? mum pervane için mi ağlıyordu hikayede yoksa onun da sevdiği, özlemini çektiği başka bir şey mi vardı?rüzgar mıydı acaba? öyle ya, rüzgarla o da kavuşamazdı, rüzgar gelirse o sönerdi...yağmur muydu yoksa? "sevdadandır" deyip göz yummalı mı böyle kavuşmalara?çünkü öyle ya,
bazı kavuşmalar hüsranla biter ve seven her zaman daha çok acı çeker klişesi en doğrularındandır ya hayatın ...
oğuzcan, belli ki hayat yolunun sonunda bir ışık olduğuna kuvvetle inananlardan değildi. halbuki dedim ya,insan inanmak ister... karanlıkta binlerce yıl kalsak da uğruna canımızı verbilecek bir ışık ümidi her şeyi çok daha güzel yapmaz mı? karanlığı gösteren, ışığı da gösterir bize değil mi?
o halde ışığa aşık olmaya varım ben delice... uğrunda acı da olsa, yanıp kül olmak da çabalamak var insanın doğasında...
sevgiler...



